7 Eylül 2016 Çarşamba

ÇIĞ VE ÇAYKARA

ÇIĞ ve ÇAYKARA

Necati AĞIRALİOĞLU



1.GİRİŞ
Çaykara’da mahalle nüfusları 1970’den beri göçlerden dolayı azalırken özellikle 2000 yılından sonra ilçenin yazlık olarak kullanılması giderek yaygınlaşıyor. Bunun sonucunda mahalle nüfusları yazın geçici olarak artıyor. Yüksek mahalleler, mezralar ve yaylalarda nüfus tam tükenme noktasına gelmişken, buralar birden yazlık ve turistik mekânlar haline gelmiş bulunuyor. Bu mekânlarda bazı yeni imar alanları açıldı ve barınma ve konaklama tesisleri yapılıyor. Bu yüksek yerlerde yapılan bazı tesisler ve insan faaliyetleri çığ felaketi açısından yüksek bir tehlike altındadır. Genel açıdan bu felaketi açıklamak, zararlarını belirtmek, ondan korunmak ve ilçe yönünden gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak için bu yazı hazırlanmıştır.

2. ÇIĞ FELAKETİ
Çığ düşmesi; deprem, sel, toprak kayması, yanardağ patlaması gibi sonu büyük felaketlere yol açabilecek doğal afetlerden biridir.
Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin harekete başlaması ve yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.
Kısaca çığ, bir kar, buz ve kaya kütlesinin dağın yamacından hızla aşağıya düşmesidir.

Şekil 1’de görüldüğü gibi çığ alanı üç bölgeye ayrılabilir: 1. Başlangıç bölgesi, 2. Akma hattı, 3. Durma bölgesi.


Şekil 1 Çığ alanı bölgeleri

3. ÇIĞIN SEBEPLERİ
Çığın meydana gelme sebepleri aşağıda sıralanmıştır.
1.Yoğun kar yağışı:  Bu durum önceden yağmış olan kar yığınlarına ek bir ağırlık yükler.
2. Dik eğimler: Çığ daha çok 30 derece ve daha dik eğimlerde meydana gelir.
3. Ağaçların kaldırılması: Ağaçlar çığın oluşmasına ve aşağıya yuvarlanmasına engel olur.
 Ağaçların kesilmesi çığ kütlelerinin yamaçtan aşağıya yuvarlanmasına sebep olur.
4. Sıcaklık yükselmesi: Ani sıcaklık yükselmesi ve ona bağlı olarak karların erimesi, ilkbaharda çığa sebep olur.
5. Yoğun yağmur: Şiddetli ve yoğun yağmur yamacı ıslatarak kaygan hale getirir ve çığ oluşmasını tetikler.
6. İnsan Faaliyetleri: Kayak gibi kış sporları çığ oluşmasını tetikleyebilir.
Çığ meydana gelme riskini belirlemek için daha ayrıntılı bazı ölçüler tespit edilmiştir. Bunlar Tablo 1’ de gösterilmiştir. Bunlar 4 grupta incelenebilir: 1. Yağış durumu, 2. Sıcaklık Durumu, 3. Rüzgar durumu, 4. Gökyüzü Örtüsü. Tabloda çığ risk durumu, 1. Büyük risk, 2. Belirsiz risk ve 3. Az risk şeklinde gruplanmıştır. Belirlemede kullanılan bazı değerler tabloda gösterilmiştir.

Tablo 1 Çığ riski belirleme parametreleri
1.      YAĞIŞ

Göstergeler
Büyük risk
Belirsiz risk
Az risk
Yeni Kar miktarı
24 saatte 30 cm veya daha fazla
24 saatte 30 cm’den az
Yeni kar yağışı yok
Kar yığılma hızı
6 saat sürede 2,5 cm/saatten fazla
2,5 cm/saatten az
Yeni kar yağışı yok
Fırtına gidişatı
Soğuk başlar, ılık biter
Ilık başlar, soğuk biter
Sıcaklık -7 derecelerde.
Yağmur
Yağmur var
Yağmur yok
Yağmur yok
2.      SICAKLIK
Artan sıcaklıklar
Sıcaklık 12 saatte eksi derecelerden başlayarak 8 dereceden fazla artar
Sıcaklık 12 saatte 8 dereceden daha az artar
Sıcaklık günlerce yavaş artar, fakat donma derecesinin üstüne çıkmaz.
Azalan sıcaklıklar
-
Sıcaklık -10 ile -4 derce arasında kalır
Daha düşük sıcaklıklarda bir artış olur.
Yağmur/ kar seviyesi
Çığ başlama noktasında veya daha fazla
Çığ başlama seviyesi altında
Sıcaklıklar bütün çığ noktasının oldukça altında
Ilık sıcaklıklar
24 saatten fazla çığ başlama seviyesi, donma noktasının üstünde
12-24 saat kadar çığ başlama seviyesi, donma noktasının üstünde
-
Soğuk sıcaklıklar
Uzun süre -10 derecenin altında
Sıcaklıklar -4 ile -10 arasında kalıyor.
-
3.      RÜZGÂR
Rüzgâr hızı
9-27 m/s
9 m/s’den az
Hafif, 7 m/s’den az
Rüzgâr yönü
Sabit
Değişişken
Değişken
4.      GÖKYÜZÜ ÖRTÜSÜ ve GÜNEŞ IŞINMASI
Gece gökyüzü örtüsü
Gökyüzü açık ve sıcaklık -7 dereceden az.
Bulutlu, Parçalı bulutlu, ılık sıcaklık.

-
Gündüz gökyüzü örtüsü
Gökyüzü açık veya parçalı ince bulutlar var
İnce tabaka
-


4. DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇIĞ FELAKETLERİ
Çığ düşmesi felaketiyle tarihin birçok döneminde birçok ülkenin insanı hayatını kaybetmiştir.
Dünyada en çok ölüm olan 5 çığ felaketinin yeri ve yılı Tablo 2'de gösterilmiştir.

Tablo 2 Dünyada en çok ölü olan çığ felaketleri

Ölü sayısı
Yeri
Yılı
20,000
Peru
1970
10,000
İtalya
1916
4,000
Peru
1962
310
Afganistan
2015
265
Avusturya-İsviçre
1951


Dört yıl önce (2012) Pakistan'ın Himalaya bölgesinde meydana gelen çığ felaketinde 138 kişi ölmüştü  (Şekil 2 ).


Şekil 2 2012 Pakistan çığfelaketinden bir görüntü

5.         TÜRKİYE’DE ÇIĞ FELAKETLERİ
Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik şartlara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3’ünü oluşturduğu düşünülürse, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır.
 İller esas alınarak 1900-2013 yılları arasında Türkiye’de meydana gelen çığ sayıları ve ölü sayıları Şekil 3’ da gösterilmiştir. Şekilden çığ felaketinde ölenlerin en çok olduğu ilin 30-60 kişi ile Trabzon ve Bayburt sınırında olduğu görülmektedir.

Şekil 3 Türkiye’de çığ afet haritası (Çığda ölenlerin sayısı ve çığ olay sayısı)


Türkiye'de en büyük çığ felaketi, 1993 yılında Bayburt Üzengili'de (Aşkanas) meydana gelen ve 59 kişinin ölümüne sebep olan olaydır.
157 çığ düşmesi olayı sonucu 443 kişinin hayatını kaybettiği 1992 yılı ülkemizin en fazla kayıp yaşadığı yıl olarak kayıtlara geçti. 1976 yılında 23 olayda 261 kişi, 1993 yılında da 60 olayda 133 kişi hayatını kaybetti. En fazla çığ düşmesi olayı ise 159 olay ile 2007 yılında yaşandı. Özellikle 2000'li yıllardan sonra olay sayısında yaşanan artış dikkat çekiyor. 2006'da 104, 2008'de ise 144 çığ tespit edilmiştir.
2009 yılında Trabzon Zigana Dağında meydana gelen çığ felaketinde 10 dağcı vefat etmişti (Şekil 4). 




Şekil 4 25 Ocak 2009 Zigana Dağında meydana gelen çığda 17 dağcıdan 10’u vefat etti.

2016 yılında Van’da meydan gelen çığ yığınlarının kaldırılma çalışmaları Şekil 5’de gösterilmiştir.



Şekil 5 Van’da yola düşen bir çığ kütlesinin temizlenme çalışmaları, 12 Nisan 2016

6.         ÇAYKARADA ÇIĞ FELAKETLERİ
Çaykara’da sel ve toprak kayması gibi bazen çığ felaketi de yaşanmaktadır.
Çaykara 574 kilometrekare yüz ölçümü ile Trabzon’un Maçka’dan sonra en geniş ikinci ilçesidir. Bununla birlikte Çaykara Trabzon ilinin en yüksek ve en dik arazilerine sahiptir.Çaykara’da 1000 metreden yüksek yerlerde topoğrafya ve bitki örtüsüne bağlı olarak kış aylarında çığ meydana gelebilmektedir. Özellikle Uzungöl Vadisi ve Karaçam Vadisi ilçenin çığ açısından en tehlikeli yerleridir. 
Geçmişte kar yığınlarının bol olduğu ve özellikle kar erime mevsimlerinde bölgenin yüksek yerleşim yerlerinde pek çok çığ düşmesi olmuş, bu çığlar sebebiyle zaman zaman evler yıkılmış ve yolcu olan, yük taşıyan, odun toplayan insanlar bazen yük hayvanları ile birlikte çığ altında kalarak ölmüştür. Fakat bunların çoğu o zamanlar iletim ve haberleşme imkânsızlığı yüzünden basına intikal etmemiştir.
1950-1960 yılları arasındaki çocukluk yıllarımda Çaykara’da yaşanan bazı çığ hadiselerini hatırlıyorum. Bir ilkbahar günü komlara çıktığımızda Ali Amcanın Eğridere - Kukula Suyu’nda bulunan komunun çığ yüzünden yerinde yeller estiğini gördüm. Demirkapı ‘da bir yaz yaylaya çıktığımızda Mustafa Amcanın oldukça yeni olan evinin yerinde olmadığını gördük. Demirkapı’da evinin biraz uzağında, çığ yatağında sahibi tarafından yeni yaptırılan dükkan ve daha yukarısında yapılan ev ancak bir iki yıl ömürlü olmuş ve meydana gelen çığ ile yıkılmışlardı. Demirkapı’da Zarife isimli bir kızın bir grupla birlikte iş için Derindere’ye gittiği gün, çığ ve taş düşmesi sonucu öldüğünü annesinin ağıtlarından ve babaannemle yaptığı sohbetlerinden hatırlıyorum. 
Çaykara’da en son 2015 yılında meydan gelen çığ felaketinden bir resim Şekil 6’da gösterilmiştir.



Şekil 6 Çaykara’da çığ felaketi  (10 Ocak 2015, 5 kişi öldü, Kavlatan mevkii )

7.         ALINABİLECEK GENEL TEDBİRLER
Çığ tehlikesine karşı alınabilecek tedbirler fertlerin alabileceği ve kurumların alabileceği tedbirler şeklinde sınıflandırılabilir. Ayrıca çığ oluşmasını önlemek ve çığdan korunmak şeklinde de gruplandırma mümkündür.
Kurumların alabileceği tedbirler şöyle sıralanabilir.
1. Eğimin çok bulunduğu yerler yeterince ağaçlandırılmalıdır.
2. Çığ olma olasılığı kuvvetli olan yerlerde perdeleme yapılmalıdır.
3. Kış sporları çığ alanlarından uzak yerlerde yapılmalıdır.
4. Çığ bölgelerinden geçerken gürültü çıkarılmamalıdır.
5. Kara ve demir yolu ulaşımı çığ alanlarının uzağında yapılmalıdır.
6. Yerleşim yerleri çığ alanından uzaklara konmalıdır.
Ayrıca kurumlar tarafından, 1. Çığ Tehlike Haritaları hazırlamak, 2. Çığ Risk Haritaları hazırlamak, 3. Çığ Afeti Zararların Azaltma Çalışmaları yapmak, 4. Çığ Tahmin ve Erken Uyarı Sistemleri kurmak gibi uzmanlık çalışmaları yapmaktadırlar.
Çığların önlenmesi için çığın başlangıç bölgesinde, akma ve durma bölgelerinde alınabilecek tedbirler birbirinden farklıdır.
Başlangıç bölgesinde uygulanabilen tedbirler, 1. Teraslama, 2. Yeniden Ağaçlandırma 3. Şaşırtmacalı Kazıklar, 4. Tripod (Üçayak), 5. Kar Çitleri, 6. Kar Ağları, 7. Kar (Rüzgâr) Perdeleri, 8. Rüzgâr Çatılarıdır.

 Akma ve durma bölgelerinde uygulanabilen tedbirler ise, 1. Saptırma Duvarları, 2. Durdurma Duvarları, 3. Çığ Barajları, 4. Mahmuzlar, 5. Geciktirme Yapıları ve Çığ Kapanı, 6. Çığ Tünelleri ve 7. Bina Güçlendirme Teknikleridir. Şekil 7’de bir çığ tüneli görülmektedir. Bunların ayrıntısına burada girilmeyecektir.

Öte yandan Türkiye’de Afet Ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı tarafından çığ öncesinde, çığ oluşabilecek alanlarda, çığ sırasında, çığ sonrasında fertlerin alabileceği tedbirler internet ortamında yayınlamaktadır.Bu bilgi kaynaklarından bazı pratik bilgiler sağlanabilir.

 

 

Şekil 7 Bir çığ tüneli


8.         ÇAYKARA’DA BEDDUALI ORMANLAR
 Çaykara’da çığ ve taş düşmelerini önlemek için 3 tane beddualı orman oluşturulmuştur.
Bunlar: 1. Ataköy Beddualı Ormanı, 2. Çambaşı Beddualı Ormanı, 3. Demirkapı Beddualı Ormanıdır. Bu konuda 1999’da yazılan bir yazımı aşağıya aktarıyorum (Ağıralioğlu, 1999):
“Ormanın her türlüsüne pek çok yerde rastlamak mümkündür. Ama beddualı ormanlar galiba sadece Çaykara’da vardır.
Çaykara’da arazilerin eğimi genellikle dik ve denizden yükseklikleri fazla olduğundan, bol yağışların da etkisi ile sık sık toprak kay­maları, taş ve kaya yuvarlanmaları ile seller meydana gelir. Bu arada kışın çığ düşmeleri olur. Bu tehlikelere karşı en etkili tedbir ağaç­landırma olmakla birlikte, acaba bu Çaykara’daki beddualı ormanlar ne ola ki?
Çaykara’da bilinen üç tane beddualı orma­nın bir tanesi Çambaşı ile Yukarı ve Aşağı Kumlu köylerinin yukarısındaki yamaçtadır. İkincisi Ataköy’ün yukarısında bulunur. Üçüncüsü ise Demirkapı Köyü-Aşağı Mahalle’nin yu­karısında yer alır. Ormanların ilk ikisinde ıhla­mur, gürgen ve çam ağaçları hâkimken, diğe­rinde yükseklik fazla ve iklim daha sert oldu­ğundan daha çok çam ve kayın ağaçları mev­cuttur.
Karadeniz sahilinden Solaklı Vadisine girip Çaykara’ya doğru ilerlerken ilk karşınıza çıkan tepe Çambaşı Beddualı ormanıdır. Demirkapı’da Beddualı Ormanın yanındaki yamaçlardaki ormanlar 60 yıl önce tüketilmiş, orada 2000 metrenin üstündeki arazilerde sadece Beddualı Orman korunabilmiştir (Şekil 8).
Bu ormanların sahipleri yoktur. Hiçbir za­man korucuları da olmamıştır. Buralarda, ağaçlar büyür, yaşlanır, kurur, devrilir ve yerde çürüyerek ötekilere gübre olur. Fakat bu or­manlardan hiçbir kimse ne bir ağaç, ne bir dal ve ne de bir yaprak alabilir. Hatta kurumuş, devrilmiş ve çürümeye yüz tutmuş ağaçlar bile alınamaz. Sadece okul, cami, yol gibi hayır iş­leri için civar köylerin görevlileri buralardan ağaç alabilir. Bu ormanlardan ağaç kesen veya herhangi bir yaprak yahut ot alanlar için böl­genin büyük camilerinde ve Mekke’de beddua yapılmış. Bunun için bu ormanların her biri halk tarafından “beddualı” olarak anılır.


Şekil 8 Çaykara Demirkapı- Aşağı Mahallenin yukarısındaki Beddualı Orman

Bu ormanlardan Çaykara İlçe merkezine en yakın olan Çambaşı Beddualı ormanını biraz yakından tanıyalım. Bu ormanın etrafında 5-6 köyün arazisi vardır. Güneyi ve batısında Çambaşı, ile Yukarı ve Aşağı Kumlu, kuzeyin­de Maraşlı ve ondan ayrılan Koldere, doğu­sunda Eğridere köylerinin çayır ve komları vardır. Yaylalarla bağlantı sağlayan bir yaya yolu içinden geçmektedir. Sırtların oluşturdu­ğu zirvenin batı yamacındaki beddualı orman tepelere kadar uzanır. Sırtların doğu tarafına bakan yamaçları çok sarptır. Kuzey yamaçları ise, çayır olup çimenlik ortasında enine kazıl­mış hendek yerleri dikkati çekmektedir. Ko­nuştuğum yaşlı kimseler bunların harp siperleri ol­duğunu tahminen söylediler. Olabilir. Acaba çağ oluşumunu engellemek için yüzyıllar önce kazılmış hendekler olamazlar mı? Çayka­ra’dan yaklaşık 6-7 km uzakta olan ve 1900 metre yükseklikteki bu zirveden, Çaykara merkezi dâhil, 90 kilometre uzunluğundaki bütün Solaklı Vadisi görünür. Hatta açık hava­larda 30 km uzaktaki Karadeniz’den geçen ge­mileri uzaktan seyretmek bile mümkündür. Bu sırtlar bölge tabiatının güzelliğini temaşa etmek için çok mükemmel bir yerdir. Araba yolu bu zirvenin yaklaşık 400 m uzağından geçmekte­dir. İmkân olsa ve araba yolu bu zirveye kadar uzatılabilse, halkın kolay ulaşabileceği çok gü­zel bir piknik ve dinlenme yeri sağlanır.
İnsan bu beddualı ormanlara gidince birden karşılaşılan manzaradan ürperir. Gerçek an­lamda balta girmemiş durumdadırlar. 40-50 metreyi aşan yüksek ağaçlardan gökyüzünü göremezsiniz. Kurumuş, devrilmiş veya yan yatmış ağaçlar yürümenizi zorlaştırır. Kızgın güneşli havalarda bile ormanın içi serin ve ko­yu gölgeliktir. Sadece kuş ötüşleri ile yaprak hışırtıları duyulan seslerdir. Yüksek kayaların altındaki mağaralara yabani hayvan olma ihtimalinden dolayı yaklaşmaya korkarsınız. Ormanın içi ağaç, çiçek, ot, yosun ve ıhlamur kokuları ile ayrı bir dünya oluşturur. Birkaç ki­şilik gruplar halinde, hiç değilse bir kaç yüz metre ormanın içine dalmanız tavsiye edilir. Bu çok değişik turistik mekânları böylece tanı­mış ve yaşamış olursunuz. Bu ormanlık alan­ların zirvelerinde geniş ufuklu manzara temaşa etmeye uygun piknik yerleri vardır. Fakat alt yapıları geliştirilmeye muhtaçtır.
Bu bahsedilen üç bölgede eskiden ormanlar insanlar tarafından yok edilince, kışın taş düş­meleri ve özellikle çığlar meydana gelirmiş ve aşağılarındaki meskûn bölgelerde ve yollarda insanların can ve mal güvenliği kalmazmış. Öyle ki bu üç yamaç da 30-40 derece eğimli ve denizden yükseklikleri 1500-2220 metre ol­duğundan kışın 1-2 metre kalınlığa erişen kar yığınları oluşur. Bu kar yığınları ilkbahar­da yabani hayvanlar ve kuşlar tarafından oluş­turulabilecek en ufak bir kartopunun yuvar­lanması ile büyük çığların meydana gelmesine sebep olabilir. İşte bu çığ ve taş düşmelerini önlemek için atalarımız, bir vakıf türü olarak bu ormanları oluşturmuşlar.
Çığ yüzünden Dünyada her yıl yüzlerce in­san ölmekte ve evler yıkılmaktadır. Çığ oluş­masını önlemek için yukarıda belirtildiği gibi çığ yolunda tüneller yap­mak, çığı başka vadilere yönlendirmek, çığın top atışları ile önceden meydana gelmesini sağlamak, yol ve evlerin üstlerini betonarme perdelerle kapatmak ve çığ oluşan yamaçlarda yapay çukur ve tümsekler meydana getirmek gibi mühendislik tedbirleri alınmaktadır. Mo­dern teknolojinin elverdiği ölçüde bu tedbirler alınarak insanların can ve mal emniyeti, pahalı da olsa, sağlanmaya çalışılıyor. Fakat en etkili ve kalıcı tedbir atalarımızın yaptığı gibi çığ ih­timali olan yamaçların ağaçlandırılması ve bu ormanların korunmasıdır. Başka metotlar pa­halı olmaları yanında uzun vadeli ve kesin çözüm değiller­dir.

9. SONUÇ
Çaykara’nın yüksek kesimlerinde çığ meydana gelme tehlikesi vardır.  Bunlar can ve mal kayıplarına sebep olmaktadır.  Günümüzde, yörede yüksek kesimlerde yazlık evler ve turizm tesisleri yapımı hız kazanmıştır. Ayrıca kış sporları yaygınlaşmaktadır.Çığ tehlikesi olan yerlerde, özellikle imara yeni açılan Çaykara’nın yükseklerinde tesisler planlanırken, bunlar çığ yataklarının dışında düşünülmelidir. Bölgelerde devlet tarafından çığ risk haritaları hazırlanana kadar, çığ tehlikesi olan yerlerin belirlenmesi için oralarda yaşamış bulunan yaşlı kimselerin tecrübelerinden faydalanılabilir. Bu arada ayakta kalan eski evlerin yeri, çığ açısından güvenli kabul edilebilir. Ayrıca çığ mevsiminde tehlikeli alanlarda bulunmamaya ve o yollardan geçmemeye özen gösterilmelidir.

10. KAYNAKLAR
Ağıralioğlu, Necati,  Beddualı Ormanlar, Çaykaralılar Haber, Yorum ve Kültür Sanat Dergisi, Sayfa:10-13, Yıl: 8 Sayı:13, Haziran 1999.

Coşkun, Mustafa, Uzungöl Çığ Yolları Tanıtımı, ÇEM, Çığ Semineri, 25-27 Haziran 2012 Uzungöl, Trabzon.

Çelik, Hüseyin E., Çığ Kontrolü, ÇEM, Çığ Semineri, 25-27 Haziran 2012 Uzungöl, Trabzon.

Gürer, İbrahim, Doğal Afet Olarak Kar, ÇEM, Çığ Semineri, 25-27 Haziran 2012 Uzungöl, Trabzon.


Yavaş, Ömer Murat ve Şahin, Demet, Türkiye’de Çığ Afeti Zararlarını Azaltma Çalışmaları, MMOB Afet Sempozyumu, 398-404.

1 Temmuz 2016 Cuma

ÇAYKARA ORTAOKULU-2



ÇAYKARA ORTAOKULU-2

Necati Ağıralioğlu

/resimler/2016-6/28/1930073350064.jpg

GİRİŞ
Bu başlıkla daha önce bir yazı hazırlanmış ve yazının devamının geleceği beyan edilmişti. O yazıda Çaykara Ortaokul ve ağırlıklı bir şekilde onunla özdeşleşmiş Müdürü İzzet Şahin üzerinde durulmuştu. Daha sonra bu okuldan 1959 ve 1960 yıllarında mezun olmuş 17 arkadaş Ankara toplanmıştı.  Bu toplantıya müdürümüzün iki kızı da katılmış.
Bu yazıda ise ağırlıklı olarak Çaykara Ortaokulunun ilk öğretime başladığı binanın yapılışı üzerinde durulmuştur. Yazıya geçmeden önce okula damgasını vurmuş İzzet Şahin için bazı bilgiler vermek istiyorum. 

ÇAYKARA ORTAOKUL MÜDÜRÜMÜZ İÇİN
1959 ve 1960 yıllarında Çaykara Ortaokulundan mezun olan bazı arkadaşlar Ankara´da Mayıs 2016´da toplanmışlar. Müdürümüz İzzet Şahin´in iki kızı da bu toplantıya katılmak üzere Ankara´ya gitmişler. Bu toplantıya aşağıda isimleri verilen 17 arkadaşımız katılmış.

Abdurrahim TERZİOĞLU (Kabataş)
Ahmet Cemal NİYAZOĞLU (Eğridere)
Ali Kemal ALKAN (Kabataş)
Altay İKİNCİ (Ataköy)
Atilla MİROĞLU (Ataköy)
Cevdet KARA (Hola)
Fahri ERDEM (Maraşlı)
İrfan BALÇIK (Maraşlı)
Kadriye ŞAHİN ŞEN (İ. Şahin´in kızı)
Kemal YEREKABAN (Soğanlı)
Mustafa YILDIRIM (Akdoğan)
Nusret BAKKALOĞLU (Ataköy)
Rıfkı DURGUN (Şahinkaya)
Sevgi ŞAHİN TÜREDİ (İ. Şahin´in kızı)
Süleyman ÇİLİNGİR
Talip ÇALIKOĞLU (Şahinkaya)
Zeki LİMAN (Ataköy).

Toplantıda hocamızı anmışlar, sohbet etmişler. Hocamızın İstanbul´da bulunan kabrini uygun bir zamanda ziyaret etmeye karar vermişler. Katılanların bir kısmının toplu fotoğrafı Şekil 1´de görülmektedir. Ben de uzaktan İstanbul´dan bu sohbete aşağıdaki şiir ile katılmak istemiştim.
MÜDÜRÜMÜZ İZZET ŞAHİN İÇİN
1. Bir İzzet müdür düştü
    Çaykara´nın şansına.
2. Ne elektrik ne su var
    Geldi bir dağ başına.
3. Geleni yazdı müdür
    Bakmadı hiç yaşına.
4. Öğrenci onu sayıp
    Hayrandı sunuşuna.
5. Sabah sınav sonucu
    Kalmaz iş çıkışına.
6. Nice gençleri soktu
    Eğitim Savaşı´na.
7. Hep önlerde katıldı
    Türkiye yarışına.
8. Ferdi bol ailenin
    Helal düştü aşına.
9. Hak ile katkı sundu
    Toplumun barışına.
10. Toplum da Aziz Müdür
      Yazdı mezar taşına.
                       Necati Ağıralioğlu


/resimler/2016-6/28/1935314293711.jpgŞekil 1 Ankara´da Mayıs 2016´da toplananların bir kısmı 

1914-1934 ARASI YÖREDE DURUM
Çaykara Ortaokulunun ilk eğitime başladığı bina başlangıçta ilkokul eğitimi için planlanmış ve 1931 yılında tamamlanmıştı.
 Bilindiği gibi Solaklı Vadisi, diğer Doğu Karadeniz yöreleri gibi 1. Dünya harbinden sonra 2 büyük felaket yaşamıştı.
Bunlardan birincisi 1914 yılı seferberlik ilanıdır. Bu seferberlikte askere giden 20-46 yaş arası hemen hemen bütün erkekler şehit olmuştur. Geri kalan az bir kısmı ise sakat bir şekilde geri dönebilmiştir.
Arkasından 1916 yılında bölgeyi Rusya işgal etmiştir. Bu işgalde halk hürriyetini kaybetmiş, pek çoğu evini- yurdunu terk ederek batıya göç etmiştir. Yollarda veya gittikleri yerlerde açlıktan, bulaşıcı hastalıklardan çoğu kırılmıştı. Bu arada pek çok ev Ruslar tarafından yakılmıştı.
Bu iki büyük felaketten sonra 1929´da Of Sel felaketi meydan gelmişti.  İnsanları ölen, evi yıkılan düzeni bozulan halkın bu sefer de bir kısım topraklarını sel almıştı. 1925´lerde yörede gıda ve özellikle zahire sıkıntısı yaşanmaya başlanmış ve meşhur sel felaketinden sonra bu kıtlık hat safhaya varmıştı. Devlet halkı göç ettirerek başka bölgelere yerleştirmiştir. Bu göçle ilgili bir paragrafı aşağıya aktarıyorum: 
“Felaketin hemen öncesinde açlık ve yokluk içinde bulunan Of-Sürmene halkı, böylesi bir tufanın ardından iyice perişan olmuştu. Trabzon Vilayeti´ nce yürütülen hasar tespit çalışmalarının Ankara´ya gönderilmesinin ardından yapılan incelemelerde bölge halkının tahliye edilmesi uygun görülmüş ve bu karar hemen uygulamaya konulmuştur. Bu kapsamda 1929 yılı Ağustos ayında başlayan tahliyeler, 1930´lu yılların ortalarına kadar devam etmiştir. İlk planda Rumlardan kalan boş ve güvenilir, yani sağlam evler tercih edilmiş, ardından Trabzon´un bir diğer kazası olan Maçka´ya ve o dönemde Gümüşhane´ye bağlı olan Bayburt kazasına nakiller yapılmıştır. Devlet eliyle yapılan bu göçlerde felaketzedeler, son olarak Erzurum, Samsun, Van gibi arazisi geniş, nüfusu az olan vilayetlere yönlendirilmiştir.
5-7 Temmuz 1929 tarihinde meydana gelen felaketin ardından ilk olarak, mübadele sonrasında Rumlardan kalan boş evler kullanılmıştır. Geçici bir çözüm mahiyetinde bulunan bu tedbirin ardından felaketzedeler kalıcı olarak yerleştirilecekleri mahallere sevk edilmiştir. Bu kapsamda sevk işlemlerine 1929 Aralık ayı itibarıyla başlanmıştır. Mesela Of felaketzedelerinden 375 haneden 1777 kişi ile ve Sürmene´den 193 haneden 989 nüfus Maçka´ya nakledilmiş ve çeşitli köylere yerleştirilmişlerdir. Daha önce Bayburt´a nakledilmesi planlanan 7389 kişinin ise Bayburt´ta boş hane bulunmamasından dolayı nakillerinin ilkbahara ertelendiği, Maçka´daki iskân muamelesi bittikten sonra boş hane ve arazi kaldığı takdirde Bayburt´a gönderilmesi düşünülenlerin bir kısmının da Maçka´da iskân edilecekleri Trabzon Vilayeti´ nin 7 Ocak 1930 tarih ve 277 nolu telgrafnamesinde bildirilmiştir.
 Bu şekilde başlayan iskân çalışmaları hız kesmeden devam etmiş, felaketzedeler kafileler halinde nakledilmiştir. Bu kapsamda Of ve Sürmene felaketzedelerinden olup Bayburt´ta iskânları düşünülen 724 haneden 4161 nüfusun Bayburt´a gönderildiği ve bunların iskânlarıyla Bayburt Kaymakamı´nın bizzat meşgul olduğu, Gümüşhane Vilayetinin 12 Nisan 1930 tarihli telgrafında bildirilmişti. Aynı süreçte felaketzedelerden bu defa da 251 hanede 981 nüfusun Maçka´ya sevk edildiği ve bu suretle şimdiye kadar yapılan sevkiyatın 1021 hanede 4615 nüfusa ulaştığı, 5 Nisan 1930 tarihli telgrafta gerekli mercilere bildirilmiştir. Maçka´ya gönderilen vatandaşlar 8 Ocak 1930 günü çektikleri telgrafla, kendilerine sahip çıkan hükümete teşekkür etmişlerdi.
Devletin himaye ve teşvikiyle yapılan nakillerde temel hedef, arazisi kalmayan ya da yeterli derecede araziye sahip olmayan Trabzon köylüsünün nefes almasını sağlamak, 1929 felaketinin izlerini olabildiğince sarmak ve gelecekte muhtemel böyle bir olayda can kaybını en aza indirmekti. Bu maksatla yürütülen çalışmalar sonucunda 1933 yılı içerisinde arazisi olmayan 2692 evde 9836 kişinin, 885 sayılı kanunun üçüncü maddesine göre toprağı bol ve verimli olan Van Gölü civarına gönderilip yerleştirilmeleri, Dâhiliye Vekilliği´nin 11 Ekim 1933 tarihli kararıyla kabul edilmişti.
 Trabzon, özellikle de Sürmene ve Of havalisinden yapılan göçler 1930´lu yıllar boyunca devam etmiştir. Mesela 1935 yılında Sürmene´nin Küçük Vizera köyünden 13 evde 60, Büyük Zimla köyünde 7 evde 45, Zavzaka köyünde 1 evde 7 ve Humurgan köyünde 2 evde 12 nüfus olmak üzere 23 evde 124 nüfus, toprakları olmadığı için geçim darlığı çektikleri anlaşıldığından yol paraları kendilerine ait olmak üzere Erzurum´a bağlı Tercan kazasında iskân edilmişti.
Ertesi yıl Of, Rize, Sürmene, Trabzon halkından 69 evde 419 nüfus, topraklarının darlığından ötürü kendi istekleriyle Samsun Vilayeti ´ne bağlı Sinemetaş köyüne yerleştirilmişti.” (Başkaya, 2015). 

 Bu üç felaketten önce bölge halkı köyleri ile yaylaları arasında yarı göçebe hayatı yaşamış ve hayvancılıkla geçinmişlerdi. Bu arada bazıları her yıl Rusya´ya ve bölge dışına gurbete giderek para kazanmış ve dönüşlerinde bu paralarla konak gibi büyük ve tarihi evler yapmışlardı. 

ÇAYKARA ORTAOKULU İLK BİNASI
1929 yılında meydana gelen ve halkın Büyük Tufan dediği sel felaketi, Solaklı vadisindeki Hadi Pazarı, Çaykara ve Dernekpazarı gibi bütün yerleşim yerlerini sular altında bırakmış ve binaların çoğunu yıkmıştır. Çaykara´da sadece nispeten yüksek yerlerdeki birkaç bina ayakta kalmıştı. Çaykara´da halk tarafından bir ilkokul binası yapılmak istenmiş, bunun için merkezde taşkınlara karşı güvenli bir arsa aranmış, fakat bulunamamıştı. Nihayet Kadohor Köyünde (Işıklı Mahallesi) maddi durumu iyi olan ve Bayburt´ta da arazileri bulunan köyün ileri gelenlerinden Yusuf Ağa ( Hacıhasanoğlu) Çaykara merkezinden oldukça yüksekte, yaklaşık 400 metre kotunda, tepe üstündeki geniş bir tarlasını okul yapılması için hediye etmiştir. Okul binası halk tarafından yapılmıştır.
Arsa temininden sonra inşaat işi malzeme temini hariç, ihale ediliyor. 280 metre rakımındaki çarşı ile arsa yeri arasında araba yolu olmadığı için bütün inşaat malzemelerinin insan sırtında taşınması gerekiyor. Bu zor iş için nispeten yakın olan Eğridere, Işıklı, Kabataş, Yeşilalan ve Taşören gibi köylerin muhtarlarından yardım isteniyor. Ayrıca bütün köylerdeki her haneden ya 3 TL para verme şartı veya kereste getirme şartı aranıyor. 1930 yılında 1 kilogram dana etinin fiyatı 32 kuruştur. Fakat o dönemde her hanenin 3 TL vermesi pek kolay değil. Pek çok hane kereste getirmeyi tercih ediyor.
Para veya keresteden başka her muhtarlığın belli sayıda köşe taşı sağlaması gerekir.
Keresteler erkekler tarafından omuzlarda; kum ve çakıl ise 1,0-1,5 kilometre mesafede ve arsadan 1,50 metre aşağıda olan Solaklı ve Yeşilalan derelerinden kadınlar tarafından; taşlar da ip veya sepetlerle yine kadınlar tarafından sırtlarda taşınarak büyük meşakkatlerle inşaat yerine getiriliyor. Binanın inşaat malzemelerinin taşınmasında erkeklerden daha çok kadınların emeği geçmiştir. Bununla birlikte yeri köylere uzak olduğu için ve henüz kadınların okutulması görenek haline gelmediği için bu binada verilen ilkokul eğitim hizmetinden bölge kadınları pek fazla faydalanamıyor.
Okul yapısı doğu- batı doğrultusunda dikdörtgen şeklinde uzanmış bir plan üzerine kuruludur. Bina 2,0-2,5 metre yüksekliğindeki bir bahçe katı üzerine kurulmuş ve normal 1 kattan ibarettir. Binaya güney cephesinden iki taraftan yükselen 8-10 basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır (Şekil 2).

/resimler/2016-6/28/1940452112368.jpgŞekil 2 Çaykara eski ortaokul binası, çarşıdan gelişte giriş merdiveni. 

Geniş bir holü ve koridoru vardı. İçine 5 sınıf ve birkaç idare odası yerleştirilmişti. Tuvaletler bahçede yapılmıştı. Bütün duvarlar taş ile örülmüş, daha sonra sıvanmıştı. Döşemeler betonarme olmakla birlikte yerler ahşap tahtalarla kaplanmıştı. Binanın dış cephelerine ahşap doğramalı geniş pencereler konmuştu  (Şekil 3).

/resimler/2016-6/28/1942436802158.jpgŞekil 3 Çaykara eski ortaokul binası, ön cepheden görünüş 

Okulun Güney tarafı ön bahçe, kuzey tarafı arka bahçesidir. Ön bahçe yörede pek rastlanmayan ve dışarıdan getirilip dikildiği tahmin edilen akasya ağaçları ile süslenmişti.
Okul inşaatı 1931 yılında tamamlanıyor. Okulun arka cephesinde pencerelerin üst hizasında, orta yerde sıva kabartması şeklinde 1931 yazısı hala okunabilmektedir (Şekil 4). Binada 1932 yılında ilkokul eğitimi başlamıştı (Ağıralioğlu, 2004).
Arsayı temin eden ve bu bina yapımında emeği geçen kadın ve erkek herkesi minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.

/resimler/2016-6/28/1944123210171.jpgŞekil 4 Çaykara eski ortaokul binası, arka cepheden görünüş. 

 Bölgede o dönemlerde böyle büyük ve ağır işler genellikle halkın dayanışması ve yardımlaşması ile gerçekleştirilebiliyor. 1955 yıllarında Eğridere Köyü merkez camii minaresinden haftada en az iki defa, genellikle Salı ve Cuma günleri, şöyle bir ses duyduğumu hatırlıyorum. 

“ Haydi Paçan Camiinin kumuna!” 
Halkın nazarında Paçan Camiinin ayrı bir yeri vardır. İlanı duyanlar bu hayırlı işi için işlerini bırakır, kum taşıma işine koşarlardı. Böylece insanlar ve özellikle kadınlar Solaklı Deresinden alacakları 25-30 kilogramlık kum çuvalını en az 2 kilometre uzunluğundaki patikalardan taşıyarak Paçan Camii inşaatına götürürlerdi. Halk tarafından yapılan bu camii 1957 yılında tamamlanmıştı.
Solaklı Vadisinde İslamiyet´in yayılmasında etkili olan ve yörede derin izler bırakan Saçaklızade Osman Efendi Paçan (Maraşlı) Köyünde vefat etmiş ve köy cami önünde türbesi yapılmıştır (Şekil 5). Türbenin ayakucundaki mermere aşağıdaki şiir kazınmıştır (Albayrak, 1990). 

“Of´a İmanı İslam´ı getirdi
Kemalin menbaı Maraşlı Osman
Ne kutsi kudrete malikti hayret,
Boyun eğmişti bir görmede ruhban
Dokuz yüz altmış idi hicri yıllar
Onu rahmetlere gark etti Rahman”
                                                           Mustafa Cansız 

/resimler/2016-6/28/1947226963892.jpgŞekil 5 Maraşlı Köyü Camii önündeki Saçakzade Osman Efendi türbesi. 

ÇAYKARA´DA ORTAÖĞRETİMDE SON GELİŞMELER
 1952-1963 yılları arasında ortaokul olarak kullanılan bina 1963 yılında ortaokul ihtiyacını karşılayamaz hale gelince ortaokul eski hükümet konağına taşınıyor ve boşalan bina pansiyon olarak kullanılmaya başlıyor.
Eski hükümet konağı zamanla ortaokul ihtiyacını karşılayamayınca bazı sınıflar özel şahıslardan kiralanan yerlere, bazıları baraklara yerleştirilmişti. Bu sırada ilçede bir ortaokul binası yapılması için günün idarecileri ve halk tarafından girişimlerde bunulmuş.
Ardından 1968 yılında 12 derslikli yeni bir ortaokul binası yapımına başlanmıştı. Yapım halinde olan binaya bir kat daha ilave edildi. Okul 18 Ekim 1969 tarihinde bu yeni yapılan binaya taşınmış. Yeni binanın arsası kamulaştırma yolu ile satın alınmış, binası devlet yatırımı ile yapılmıştır.
 1971 yılında ilçede lise açılmıştır. Mevcut okul, ortaokulu da bünyesine alarak Çaykara Lisesi adı ile 6 yıllık bir genel lise haline getirilmişti.
 18.07.1974 tarihinde okulun adı Çaykara İnönü Lisesi olmuştur.
1978 yılında aynı binada Çaykara Ticaret Lisesi açıldı.
1996-1997 eğitim-öğretim ders yılında okul İnönü Lisesi ile Ticaret lisesinin birleşmesiyle Çaykara Çok programlı Lisesi adını aldı.
1996-1997 öğretim yılında okulun orta kısmı Merkez Zeki Bilgi İlköğretim Okuluna taşındı. Okul genel lise ve muhasebe bölümleri ile öğretimine devam etti (Özkurt, 2002).
2016 yılına göre İlçede 1 Çok Programlı Lise, 1 Sağlık Meslek Lisesi ve 1 İmam-Hatip Lisesi olmak üzere 3 ortaöğretim kurumu bulunmaktadır. 

ÇAYKARA ORTAOKULU İLK YILLARI
İlçede ilk defa 1952-1953 öğretim yılında ortaokul açıldı ve eğitim yukarıda bahsedilen binada başladı. Oradaki ilkokul çarşıda halkevi olarak yapılan binaya taşındı. Böylece bu bina yapılışından itibaren 21 yıl ilkokul olarak yöreye hizmet vermiştir.
Ortaokulun ilk açıldığı yıllarda 11 yaşından 17 yaşına kadar çeşitli yaşlarda öğrenciler okula kaydedildi. İlkokulu bitiren öğrenciye bir kravat bir ay-yıldızlı şapka alınca okula başlanabiliyordu. Uzun yıllar okulda bir müdür ile bir de asli öğretmen görev aldı. Bazı derslere ilkokul hocaları yedek öğretmen olarak görevlendirilirdi. Derslerin büyük bir kısmı boş geçiyordu. Mesela 1957-58 öğretim yılında birinci sınıfta karnelerde 13 ders adı olduğu halde biz 5 ders okuyarak sınıfı geçmiştik. Bunlar Türkçe, Matematik, Fransızca, Tabiat Bilgisi ve Coğrafya dersleriydi. İkinci e üçüncü sınıflarda da durum aynıydı. Üç yıl boyunca bize hiçbir ödev verildiğini hatırlamıyorum. Okulun kitaplığı, hatta kitaplığa koyacak kitapları yoktu. Harita gibi ders aletleri yoktu. Laboratuvar ve laboratuvar aletleri hiç görmedik. Evlerimizde bize derslerimizde yardım edecek hemen hemen ortaokulu bitirmiş hiç kimse yoktu. Solaklı vadisinde hiçbir köyde elektrik ve araba yolu yoktu.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen ortaokulun açılması ilçenin kaderini değiştirecek potansiyele sahipti. Fakat ne yazık ki kızlar okula kaydolmuyordu. Aslında okul inşaatının gerçekleşmesinde en büyük emek kadınların olduğu halde kadınlar okuldan faydalanamıyordu. Çünkü okul hemen hemen bütün köylere çok uzaktı. Bir de henüz kızları ilkokuldan sonra okutma göreneği başlamamıştı.
Belki de bunun için o dönemde 13-15 yaşlarındaki kızlar okul özlemlerini ve okuyan erkek yaşıtlarına sevgilerini aşağıda iki örneği verilen türkülerle ifade etmişlerdir.

Karşıda ortaokul
Yarim orda okuyor
 Derslerini bitirdi
İmtihanlar veriyor.
xxx
Şapkanın tereğinde
Vardır ay ile yıldız
Seni bana vermeyen
Ne domuzdur ne domuz. 

SONUÇ
Yazı iyice uzadı. Yine Ortaokul dönemi kıyafetlerimiz, öğlen yemeklerimiz, yaya yürüme mesafelerimiz, ders çalışmalarımız, oyunlarımız, yollardaki şakalarımıza sıra gelmedi. Kısaca toplumun bir kesiti olan o dönemlerin ortaokul öğrenci profiline hiç giremedik.
21. Yüzyılda okullarımızda artık arşivler, kitaplıklar, ders aletleri, kitaplar, sözlükler, tabletler gibi müracaat kaynakları, basit de olsa atölyeler ve laboratuvarlar için kaynak ayrılıyor ve bunları gerçekleştirmek ve korumak için sistemler geliştiriliyordur diye ümit ediyorum.
Havalı ve güneşli bir yerde bulunan ve sağlam bir zemin üzerine oturan eski ortaokul binası ne yazık ki çürümeye ve yıkılmaya terkedilmiştir. Araba yolu bağlantısı vardır. Bulunduğu yerde sel ve toprak kayması tehlikesi yoktur. Rutubeti az ve havadar bu mekan, eğitim veya sağlık birimi maksadıyla değerlendirilebilir. Taştan yapılmış ve taşıma sistemi sağlam olan eski ortaokul binasının onarılarak iyi bir şekilde değerlendirilmesi dileği ile yazıyı noktalayalım. 

KAYNAKLAR
Ağıralioğlu, Necati, Çaykara Eğitiminde Bir Köşe Taşı: Ortaokul Binası, Çaykaralılar Haber, Yorum, Kültür ve Sanat Dergisi, Yıl: 13, sayı:18, sayfa 4-7, Haziran 2004.
Albayrak, Haşim,  Of ve Çaykara, 2. Baskı,  Ferşat Yayınevi,  İstanbul, 1990.
Başkaya, Muzaffer, 1929 Of- Sürmene Felaketi ve Bölgeye Etkileri, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, (18): 177-196, 2015.
Özkurt, Arif Sami, Çaykara Çok Programlı Lisesi Dergisi, Sayı:1, Yıl:1, 1 Haziran 2002.